Burası Benim Coğrafyam

Dünü, bugünü, yarını hayat kadar canlı, hayat kadar gerçek.

Yüzyıl olmuş yerinde sayalı; bilmem, belki iki yüzyıl olmuş “hasta adam” adını alalı.


Bu coğrafya, dünyadaki tüm acılara merhem sürerken, kendi acısını saramayacak duruma ne zaman geldi sahi?

Dünya burada var olmuşken, medeniyetler burada kurulmuşken, birden kim döndürdü ibreyi tersine?

Yoksa yön hep doğruyu gösteriyordu da biz mi yanlış tarafa bakıyorduk?


Medeniyete “tek dişli canavar” diyen Akif’in görüp de bizim göremediğimiz şey neydi?

Dünyanın aydınlık yüzü ne taraftaydı?


Bu soruların cevabını ancak içimize dönersek, kendi kıymetimizi bilirsek verebiliriz.

İslam, iki yüzyıldır kendinden uzakta; kendi kıymetini bilmeyen Müslümanlarla aynı dünyaya hapsolmuşken, ibrenin her zaman İslam’ı gösterdiğini kayıp Müslümanlara nasıl anlatırız?


Bu coğrafyanın yeni yolculuğu; kendini yeniden bulmak, yeniden sevmek.

Kolay bir yol değil, hiçbir zaman da olmadı.

Ama iman varsa imkân da vardır demiyor muydu büyüklerimiz?


Şimdi imanla yeniden yürüme zamanı.

İslam’ı Müslümana yeniden anlatma zamanı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Duyguyu Yaşayabilme Nimeti

Allah Kırık Kalplerde Dolaşır